Bu Ülkede Emekli Yaşamıyor, Hayatta Kalmaya Çalışıyor
Türkiye'de emeklilik artık bir hak değil, bir dayanma sınavıdır.
Bir ömrünü çalışarak geçirmiş, vergi vermiş, üretmiş, bu ülkenin çarklarını döndürmüş milyonlarca insan bugün "nasıl yaşarım?" sorusunu değil, "bugünü nasıl atlatırım?" sorusunu soruyor.
Bu bir ekonomik kriz değil yalnızca.
Bu, bilinçli bir görmezden gelmenin, sosyal devlet ilkesinin inkârının ve vicdan yitimine uğramış bir yönetim anlayışının sonucudur.
Zam Var, Yaşam Yok
Hayat pahalılığı artık aylık değil, günlük değil, neredeyse saatlik artıyor.
Ekmek, süt, peynir, kira, elektrik, doğalgaz…
Bunlar "lüks" değil, zaruri ihtiyaçlar.
Ama emekli için hepsi artık erişilemez.
Hükümetin memura, emekliye ve asgari ücretliye verdiği zamlar kağıt üzerinde var, hayatta yok.
Çünkü verilen her zam, daha cebe girmeden enflasyon tarafından yutuluyor.
Bu yüzden açıklanan her maaş artışı, vatandaşta umut değil, daha derin bir hayal kırıklığı yaratıyor.
Bugün bir emekli maaşıyla:
Kira ödenmiyor
Sağlıklı beslenilemiyor
Isınma gideri karşılanamıyor
İlaca ulaşmak bile lüks sayılıyor
Bu tabloya "yaşam" demek, kelimelere hakarettir.
Asıl soru şudur:
Bu şartlarda yaşayan emekli, bir sonraki zammı görebilecek mi?
Çünkü mesele yalnızca maddi değil.
Bu şartlar:
Psikolojik yıkım yaratıyor
Umutsuzluk yayıyor
İnsanları hayattan koparıyor
Bir ülkede emekliler hayata küserse, o ülkede gelecek de küser.
Milletvekilliği Bir Meslek Değildir
Burada söylenmesi gereken ama sürekli ötelenen bir gerçek var:
Milletvekilliği bir iş değildir.
Milletvekilliği;
Hizmettir
Geçicidir
Fedakârlık gerektirir
Ben siyaset yapmak istiyorum diyen kişi, vatana ,millete, devlete karşılıksız çıkarsız ve hesapsız hizmet etme anlayışını peşinen kabul etmiş kişidir.
Ama Türkiye'de milletvekilliği, ömür boyu ayrıcalığa dönüşmüş durumda.
Bugün emekli milletvekillerinin aldığı maaşlar, ve çifte maaşlı mevcut vekiller sıradan bir emeklinin hayal bile edemeyeceği düzeyde.
Bu maaşlar:
Üretime dayanmıyor
Sosyal adaletle bağdaşmıyor
Vicdan terazisinde tartıldığında ağır bir yük oluşturuyor
Emekli milletvekillerinin emekli maaşları kesilerek, bu kaynak:
Memura
Emekliye
Asgari ücretliye
takviye olarak aktarılabilir.
Bu, ekonomik olduğu kadar ahlaki bir zorunluluktur.
Gelir Dağılımı Adaletsizse, Refah Bir Yalandır
Bir ülkede gelir dağılımı adaletsizse:
Refah söylemi palavradır
Büyüme rakamları kandırmacadır
Kalkınma masalı içi boş bir propagandadır
Türkiye'de bugün zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oluyor.
Ortada eriyen bir orta sınıf,
dipte ezilen bir emekli kitlesi var.
Bu tabloyu görüp de hâlâ "her şey yolunda" demek, ya gerçekle bağını koparmaktır ya da bilinçli bir inkârdır.
Bu Bir Sosyal Çöküştür
Emeklinin süründüğü bir ülkede:
Aile bağları zayıflar
Toplumsal güven çöker
Devlete olan inanç erir
Bu yüzden emeklinin durumu, sadece emeklinin meselesi değildir.
Bu, Türkiye'nin geleceğiyle ilgili bir alarmdır.
Bu ülke emeklisine bunu reva görüyorsa,
sorun para değil, tercihtir.
Ve bir ülkede tercihler hep yukarıdan yana, hep güçlüden yana yapılıyorsa;
orada adalet değil, düzen vardır.
Ama o düzen, eninde sonunda vicdanın enkazı altında kalır.
Leyla Yıldız ATAHAN