Tarih: 19.01.2026 13:27

Bu Ülkede Emekli Yaşamıyor, Hayatta Kalmaya Çalışıyor

Facebook Twitter Linked-in

Bu Ülkede Emekli Yaşamıyor, Hayatta Kalmaya Çalışıyor

Türkiye'de emeklilik artık bir hak değil, bir dayanma sınavıdır.

Bir ömrünü çalışarak geçirmiş, vergi vermiş, üretmiş, bu ülkenin çarklarını döndürmüş milyonlarca insan bugün "nasıl yaşarım?" sorusunu değil, "bugünü nasıl atlatırım?" sorusunu soruyor.

Bu bir ekonomik kriz değil yalnızca.

Bu, bilinçli bir görmezden gelmenin, sosyal devlet ilkesinin inkârının ve vicdan yitimine uğramış bir yönetim anlayışının sonucudur.

Zam Var, Yaşam Yok

Hayat pahalılığı artık aylık değil, günlük değil, neredeyse saatlik artıyor.

Ekmek, süt, peynir, kira, elektrik, doğalgaz…

Bunlar "lüks" değil, zaruri ihtiyaçlar.

Ama emekli için hepsi artık erişilemez.

Hükümetin memura, emekliye ve asgari ücretliye verdiği zamlar kağıt üzerinde var, hayatta yok.

Çünkü verilen her zam, daha cebe girmeden enflasyon tarafından yutuluyor.

Bu yüzden açıklanan her maaş artışı, vatandaşta umut değil, daha derin bir hayal kırıklığı yaratıyor.

Bugün bir emekli maaşıyla:

Kira ödenmiyor

Sağlıklı beslenilemiyor

Isınma gideri karşılanamıyor

İlaca ulaşmak bile lüks sayılıyor

Bu tabloya "yaşam" demek, kelimelere hakarettir.

Asıl soru şudur:

Bu şartlarda yaşayan emekli, bir sonraki zammı görebilecek mi?

Çünkü mesele yalnızca maddi değil.

Bu şartlar:

Psikolojik yıkım yaratıyor

Umutsuzluk yayıyor

İnsanları hayattan koparıyor

Bir ülkede emekliler hayata küserse, o ülkede gelecek de küser.

Milletvekilliği Bir Meslek Değildir

Burada söylenmesi gereken ama sürekli ötelenen bir gerçek var:

Milletvekilliği bir iş değildir.

Milletvekilliği;

Hizmettir

Geçicidir

Fedakârlık gerektirir

Ben siyaset yapmak istiyorum diyen kişi, vatana ,millete,  devlete karşılıksız çıkarsız ve hesapsız hizmet etme anlayışını peşinen kabul etmiş kişidir.

Ama Türkiye'de milletvekilliği, ömür boyu ayrıcalığa dönüşmüş durumda.

Bugün emekli milletvekillerinin aldığı maaşlar, ve çifte maaşlı mevcut vekiller sıradan bir emeklinin hayal bile edemeyeceği düzeyde.

Bu maaşlar:

Üretime dayanmıyor

Sosyal adaletle bağdaşmıyor

Vicdan terazisinde tartıldığında ağır bir yük oluşturuyor

Emekli milletvekillerinin emekli maaşları kesilerek, bu kaynak:

Memura

Emekliye

Asgari ücretliye

takviye olarak aktarılabilir.

Bu, ekonomik olduğu kadar ahlaki bir zorunluluktur.

Gelir Dağılımı Adaletsizse, Refah Bir Yalandır

Bir ülkede gelir dağılımı adaletsizse:

Refah söylemi palavradır

Büyüme rakamları kandırmacadır

Kalkınma masalı içi boş bir propagandadır

Türkiye'de bugün zengin daha zengin, yoksul daha yoksul oluyor.

Ortada eriyen bir orta sınıf,

dipte ezilen bir emekli kitlesi var.

Bu tabloyu görüp de hâlâ "her şey yolunda" demek, ya gerçekle bağını koparmaktır ya da bilinçli bir inkârdır.

Bu Bir Sosyal Çöküştür

Emeklinin süründüğü bir ülkede:

Aile bağları zayıflar

Toplumsal güven çöker

Devlete olan inanç erir

Bu yüzden emeklinin durumu, sadece emeklinin meselesi değildir.

Bu, Türkiye'nin geleceğiyle ilgili bir alarmdır.

Bu ülke emeklisine bunu reva görüyorsa,

sorun para değil, tercihtir.

Ve bir ülkede tercihler hep yukarıdan yana, hep güçlüden yana yapılıyorsa;

orada adalet değil, düzen vardır.

Ama o düzen, eninde sonunda vicdanın enkazı altında kalır.

            Leyla Yıldız ATAHAN




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —