Bazen bir tartışma, bir raporla değil;
bir milletin vicdanıyla sona erer.
Bu isim bir yapıdan ibaret değildir.
Erzurum Kongre Binası… yazmaya karar verdiği anın adıdır.
Cumhuriyet'in temeline düşen ilk harcın, ilk itirazın, ilk başkaldırının mekânıdır.
Bir bina düşünün…
Duvarlarında yalnızca taş değil, bir milletin kaderi duruyor.
Kapılarından yalnızca insanlar değil, bağımsızlık fikri geçmiş.
Erzurum Kongresi, sıradan bir toplantı değildir.
Orada manda reddedildi.
Orada teslimiyet yerle bir edildi.
Orada "milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" cümlesi, kâğıda değil, tarihe kazındı.
İşte o bina, Erzurum Kongre Binası.
Ve bugün, bu ülkenin hafızasına kazınmış o kutsal mekân, "depreme dayanıksız" bahanesiyle yıkım tartışmalarının ortasına atıldı.
Sanki mesele yalnızca beton, demir, statik hesaplar…
Hayır! Bu, teknik bir rapor meselesi değildir.
Bu, doğrudan doğruya tarihe, kimliğe ve Cumhuriyet'in kuruluş iradesine uzanan bir eldir.
İlk bakışta teknik gibi duran bu mesele, çok kısa sürede gerçek yüzünü ele verdi. Çünkü konu ne betondu ne kolon…
Konu hafızaydı.
Bir milletin geçmişine ait olan her taş, aynı zamanda bugünün omurgasıdır.
O omurgaya dokunduğunuzda yalnızca duvarlar değil, toplumun sinir uçları da harekete geçer.
Nitekim öyle oldu.
Yükselen tepkiler, siyasetin, akademinin, sivil toplumun ve en önemlisi halkın ortak vicdanında birleşti.
Çünkü Erzurum Kongre Binası'nı sıradan bir yapı gibi değerlendirmek, bu ülkenin tarihini sıradanlaştırmaktır.
Ve bu millet, tarihini hafife alanlara karşı hâlâ dimdik ayaktadır.
Gelen tepkiler netti:
"Yıkım değil, koruma."
"Unutmak değil, güçlendirmek."
"Silmek değil, yaşatmak."
Bu kararlı duruş karşısında geri adım atıldı.
Ve bu geri adım, bir zayıflık değil; doğruyu hatırlamanın gecikmiş ama yerinde bir işareti oldu.
Çünkü bazen en büyük kazanım, bir yanlıştan dönmektir.
Bu süreç bize bir gerçeği bir kez daha gösterdi:
Cumhuriyet'in simge mekânları sahipsiz değildir.
Bu toprakların hafızası, masa başı kararlarla silinemez.
Ve her "yıkalım" cümlesinin karşısında, bu milletin "dur" diyen bir vicdanı vardır.
Erzurum Kongre Binası hâlâ ayakta.
Sadece taşlarıyla değil, anlamıyla.
Ve bugün bir kez daha kanıtlandı ki; bu ülkede tarih, raporlarla değil, milletin iradesiyle korunur.
Leyla Yıldız ATAHAN