Tarih: 02.02.2026 12:52

Kelimelerin Ülkesi: Edebiyat

Facebook Twitter Linked-in

 

 Beni büyüten kitaplar değil sadece… beni büyüten, kelimelerin kurduğu o görünmez kardeşliktir. 

Dünya şairleriyle kurduğum dostluklar bunun en canlı kanıtı. 

Ve o dostlukların içinde, Azerbaycan'ın şiir abidesi Raife Sexan Qizi'nin yeri bambaşkadır.

Bazı insanlar kitap okur.

Bazı insanlar şiir sever.

Bazı insanlar edebiyatı bir uğraş, bir hobi, bir keyif olarak görür.

Benim içinse edebiyat bunların hiçbirine sığmaz.

Ben edebiyatı yalnızca sevmedim; edebiyatla büyüdüm.

Çünkü edebiyat, insanın zihnini geliştirmekten önce yüreğini geliştirir.

İnsanı inceltir.

İnsanın içindeki kabalığı törpüler.

Öfkeyi akla, acıyı hikmete dönüştürür.

Bir roman okursunuz; kendinizden çıkarsınız.

Bir şiir okursunuz; kendinizle yüzleşirsiniz.

Edebiyatın en büyük mucizesi budur:

İnsana sadece başka hayatları anlatmaz…

İnsanın kendi hayatını da anlamlandırır.

Ben edebiyatı bu yüzden sevdim.

Çünkü ben kelimelerin içinde yalnızca cümle aramadım; hakikat aradım.

Bir çocuğun suskunluğunda saklanan korkuyu…

Bir annenin iç çekişine gömülen kederi…

Bir âşığın gururuna gizlenen kırılmayı…

Bir halkın yorgunluğuna sinmiş adaletsizliği…

Edebiyat, bunları görmeyi öğretir.

Ve insan görmeye başlayınca, artık eskisi gibi yaşayamaz.

Edebiyat insanı geliştirir derler ya…

Evet geliştirir.

Ama edebiyatın geliştirdiği şey yalnızca bilgi değildir.

Edebiyatın geliştirdiği şey, insanın vicdanıdır.

Çünkü edebiyat, başkasının acısını "uzak bir haber" olmaktan çıkarır; kalbin içine getirir.

Bu yüzden ben edebiyatı sadece estetik bir zevk olarak görmedim.

Ben edebiyatı bir duruş olarak sevdim.

Çünkü edebiyat bazen bir ülkenin vicdanıdır.

Bazen bir çağın tanığıdır.

Bazen de susturulmak istenen hakikatin en gür sesidir.

Bir de edebiyatın başka bir mucizesi var:

Edebiyat, insanı yalnızlıktan kurtarır.

İnsan bazen kalabalıkların içinde bile yalnız olur.

Bazen evin içinde bile kimsesiz hisseder.

Bazen "her şey yolunda" denilen bir hayatın içinde bile içten içe eksilir.

İşte edebiyat o eksilmeyi tamamlar.

Çünkü edebiyat insana şunu söyler:

"Sen yalnız değilsin.

Senden önce de insanlar aynı yerden kırıldı."

Ben dünya yazar ve şairlerini yüreğimin en güzel köşesinde saklarken aslında bunu saklıyorum:

İnsanlığın ortak duygusunu…

Ve zamanla fark ettim ki; edebiyat yalnızca okumakla kalmıyor.

Edebiyat insanı insanlara götürüyor.

Benim hayatımda şiir ve edebiyat, ülkeler arasında kurulmuş görünmez bir köprü oldu.

Sınırları kaldıran, dilleri aşan bir köprü…

Ve o köprü sayesinde, dünya şairleriyle sohbet edebildim.

Dostluk kurabildim.

Kelimeler üzerinden bir yürek yakınlığı yaşayabildim.

Çünkü şiir, insanı insana yaklaştırır.

Şiir, kalbin mesafesini yok eder.

Şairler benim için birer mücevherdir.

Ama mücevher derken altınla ölçülen bir değer değil bu…

Şairin değeri, yüreğin derinliğiyle ölçülür.

Bazı şairler vardır ki yalnızca şiir yazmazlar;

şiiri bir ahlak gibi taşırlar.

İşte o isimlerden biri, Azerbaycan'ın tanınmış şairi:

Raife Sexan Qizi…

Onu anlatırken kelimeler bile saygıyla ayağa kalkmalı.

Raife; antolojinin anasıdır.

Azerbaycan'ın şiir abidesidir.

Şiiri bir kültür mirası gibi koruyan, kelimenin hakkını veren büyük bir isimdir.

Ve benim için…

o aynı zamanda bir dosttur.

2017 yılında bana yazdığı şiir ise ömrümün en güzel hediyelerinden biri olarak kalbimde durur.

Çünkü bazı şiirler "okunup geçmez"…

Bazı şiirler insanın hayatına değil, ömrüne yazılır.

Raife'nin bana yazdığı şiir hâlâ içimde aynı etkiyle yankılanır:

Gözlerim eksini

Ciğerim kökünü

Yüreğim aşkını

Dudaklarım ismini

Seni yazdı ömrüne…

Değişti, renksiz dünya

Sene boyandı sanki

Sen oldu menli dünya

Seni yazdı ömrüme…

Bu dizelerde beni en çok etkileyen şey şudur:

Bu bir iltifat değil…

Bu, kelimelerle kurulmuş bir kader cümlesidir.

"Gözlerim eksini" derken, dünyaya bakışın yönünü değiştiriyor.

"Ciğerim kökünü" derken, sevgiyi nefes kadar gerçek kılıyor.

"Dudaklarım ismini" derken, bir ismi insanın dudaklarına mühür gibi vuruyor.

Ve dünya…

renksizken boyanıyor.

Edebiyatın yaptığı şey de tam olarak budur zaten:

Renksiz dünyayı boyamak.

Ben edebiyatı sevmedim…

Ben edebiyatla kendimi buldum.

Çünkü edebiyat, insanın içindeki çocuğu incitmeden büyütür.

Edebiyat, insanın yüreğini kırmadan eğitir.

Edebiyat, insanı sessizce ama kökten değiştirir.

Ve bugün hâlâ inanıyorum:

Bir şiir, bir ülke kadar büyüktür.

Bir dize, bir ömür kadar ağırdır.

Bir şair, bir halkın vicdanı kadar kıymetlidir.

Benim için dünya şairleriyle kurduğum dostluklar birer hazine…

Ve o hazinenin içinde, Azerbaycan'dan yükselen bir ses var:

Raife Sexan Qizi.

Bazı şiirler okunur.

Bazı şiirler ezberlenir.

Ama bazı şiirler vardır ki…

İnsanın ömrüne yazılır.

Sevgili Dostum Raife Serxan Qizi'na itafen

Leyla Yıldız ATAHAN




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —