Menü Erzurum'un Tek Dijital Kanalı
Tarih: 18.11.2024 13:17
Konu ne söyledikleri değil: AKP'de tabu yıkıldı

Konu ne söyledikleri değil: AKP'de tabu yıkıldı

Facebook Twitter Linked-in

Çok sesli olmamakla eleştirilen AKP'de deyim yerindeyse çarşı karıştı. Öyle ki Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, köşesinde bu duruma dikkat çekti. Erdoğan'ın "Cumhur İttifakı hakkında özenli olalım. Rahatsız edecek, incitecek bir şey içinde olmayalım" sözüne yer veren Selvi, "Bunu, Erdoğan Brezilya'ya hareket etmeden önce AK Parti kadrolarını uyarma ihtiyacı hissetti diye okuyabilirsiniz" ifadelerini kullandı.

Ancak AKP'de bu uyarı dikkate alınmış gözükmüyor. Son günlerde yaşanan tartışmalara AKP MKYK üyesi Orhan Miroğlu da katıldı. AKP'li Mehmet Metiner'in, "Neo-ittihatçı bir zihnin AK Parti'ye ve cumhur ittifakına giydirmeye çalıştığı o Batı'dan apartılmış ideolojik-sosyolojik gömleği elimizin tersiyle itmemiz şart. Bugünkü sorunlarımızın temelinde o zihin var zaten. Çözüm için aynı zihni esas almak; siyasetimiz için intihar, birliğimiz ve bekamız için de yeni bir yıkım olur" tvitini alıntılayan Miroğlu, şunları yazdı:

"AK Partinin girdiği son seçimlerde kan kaybetmesinin en önemli sebeplerinden biri, yereldeki siyasi iradeyi yer yer ve kimi illerde ise sıfırlayan bu jakobenizmin gelip, tarihin bu en kırılgan sürecinde, siyasi işleyişe ve sürece egemen olmasıdır.

 

Teşkilatların siyasi görüş ve iradelerinin kayda alındığı, milletvekillerinin ve MKYK üyelerinin görüşlerine başvurulduğu, istişare mekanizmalarının kimseyi dışarda bırakmaksızın işlediği dönemler geride kaldı.

Öyle ki atanan kimi il başkanlarının kimin/kimlerin tercihinin dikkate alınarak ve hangi kriterlerle atandığı sorusuna bir tek cevap dahi bulmak, Trump'ın ABD'yi ve dünyayı nasıl yöneteceği sorusuna cevap bulmaktan daha zor!

"BU SÖYLEDİKLERİM CHP'Yİ HİÇ İLGİLENDİRMİYOR"

Bu işleyiş, bilhassa AK Parti'de siyaset yapan Kürtler'i olumsuz yönde etkiliyor.

Bu etkilenme Batı'da ve Doğu'da DEM tabanıyla iç içe yaşayan- bu sosyolojik bir gerçeklik- AK Parti'nin Kürt seçmenini genel seçmen davranışından farklı davranışlara ve düşünme biçimlerine sevk ediyor.

DEM'in siyasi eylem ve aktiviteleriyle her geçen gün güçlenen farklı bir "ulusal psikoloji" AK Partili Kürtleri de, muhafazakar olsun/olmasın etkilemeye devam ediyor.

Bu atmosferi, Siyasete 'steril' teşkilatlar ve siyaset alanı oldukça daralmış milletvekilleriyle normalleştirmek mümkün değildir ve bu gerçek herkesi düşündürmelidir!

Not: Bu söylediklerim CHP'yi hiç ilgilendirmiyor, çünkü CHP'nin Kürtlerle yeni bir siyasi tecrübe yaşamak arzusu yok! CHP'yi yönetenler AK Parti'yi devirmek için Kürtler'in sadece oyuna talipler ve bunun için de görüldüğü gibi Mardin'e, ve Edirne'ye bir iki ziyaret yapmayı yeterli görüyorlar!

Davul AK Partinin omuzlarında, ve tokmağa doğru vurulmazsa, hesap edilemeyen bir zamanda, askeri darbelerin dahi 'çare' haline geleceği bir Türkiye'yle karşı karşıya kalınması hiç sürpriz olmaz!

Bir 12 Eylül belgeseli yapıyorum ve işim gereği arşivlere epey zaman harcıyorum.

Kenan Evren'in "siyasetçilerin görevlerini yapmadıklarına ve demokrasiyi raydan çıkardıklarına" dair sıraladığı darbe gerekçelerini ihtiva eden çeşitli konuşmalarını dinledikçe, ' yine mi ' demekten kendimi alamıyorum doğrusu!

Siyasiler görevlerini yapmalı ve demokrasi treninin raydan çıkmaması için sorumluluklarının bilincinde olmalıdır.

Demokrasi ve sivil siyasetin raydan çıkmasının bedeli TBMM'yi bir iki yıllığına kapatmakla ödenmez bu defa, bedeli, bu defa bölünme dahil çok ama çok ağır olur!"

NE OLDU

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum önceki gün katıldığı TV programında Bahçeli'nin Öcalan çağrısını değerlendirerek, "PKK'nın bir Kürt siyasi hareketi olarak görülmesine yönelik geliştirilmiş bir devlet inisiyatifinin dili olarak anlaşılması gerekiyor" ifadelerini kullanmasına AKP'li Şamil Tayyar tepki gösterdi. Tayyar'ın tepkisine Cumhurbaşkanı Danışmanı Ayhan Ogan dan yanıt geldi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum önceki gün katıldığı TV programında Bahçeli'nin 'Öcalan' çağrısını, "Yani mektup okutmuş devlet bunu da kendi insiyatifi içerisinde terörle mücadeleye bir katkı olarak görürse yapar. Fakat bunu sanki gerçek bir olaymış gibi tartışmak anlamsız. Bu ihtimaller hiç düşünülmeden bu tartışmayı yapmak anlamsız. Sayın Bahçeli'nin 'sözümün arkasındayım' lafı Türkiye'de terör vesayetini bitirmeye yönelik. PKK'nın bir Kürt siyasi hareketi olarak görülmesine yönelik geliştirilmiş bir devlet inisiyatifinin dili olarak anlaşılması gerekiyor. Eğer devlet inisiyatifi içerisinde, o dil içerisinde ihtiyaç duyulan birtakım enstrümanlardan birisi de bir seslenme ise o seslenmenin yolunu bu devlet bulur" sözleri ile değerlendirmişti.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —