Ortadoğu yine yanıyor.
Haritalar yeniden çizilmiyor belki ama sınırlar kanla, çocuk çığlıklarıyla, yıkılmış şehirlerle yeniden tarif ediliyor.
İran'a uzanan gerilim hattı, Gazze'deki yıkım, Suriye'nin hâlâ dinmeyen yarası… Bu coğrafya ateşin hiç sönmediği bir ocak gibi.
Ve herkes aynı soruyu soruyor:
Türkiye bu yangının neresinde durmalı?
Önce şu gerçeği teslim edelim:
Türkiye sıradan bir ülke değil. Ne coğrafyası sıradan ne tarihi.
NATO üyesi, bölgesel güç, enerji yollarının kavşağı, üç kıtanın kilidi. Böyle bir ülke, sloganla değil stratejiyle yönetilir.
Bugün Türkiye'nin önünde üç temel risk var:
Doğrudan askeri sürüklenme riski
Dolaylı güvenlik ve üs gerilimi riski
Ekonomik sarsıntı ve iç istikrar riski
Devlet aklı burada devreye girmek zorunda.
-Türkiye sıcak savaşa taraf olmamalı
Türkiye'nin yapması gereken ilk şey, hiçbir blokun askeri aparatına dönüşmemektir. Ne Batı'nın ileri karakolu ne Doğu'nun cephe hattı…
Türkiye bir cephe ülkesi değil, bir denge ülkesidir. Doğrudan bir askeri angajman, sadece dış tehdidi değil iç kırılganlıkları da büyütür.
Ekonomik yük, göç baskısı, enerji maliyetleri, toplumsal kutuplaşma… Hepsi zincirleme artar.
-Üsler ve egemenlik meselesi
Türkiye topraklarındaki askeri varlık meselesi, artık salt teknik değil siyasi bir konudur.
Topraklarımızın herhangi bir bölgesel misilleme denklemine dahil edilmesi, Türkiye'yi istemeden hedef haline getirebilir.
Burada yapılması gereken şey hamasi çıkışlar değil, şeffaf diplomasi ve kontrollü denetimdir. Türkiye'nin egemenlik çizgisi net olmalı:
"Topraklarımız üçüncü ülkeler arası çatışmanın parçası yapılamaz."
Bu cümle ideolojik değil stratejiktir.
- Diplomasiye yatırım
Türkiye'nin en büyük gücü ordusu kadar diplomasisidir.
Ankara geçmişte Rusya-Ukrayna tahıl koridorunda, esir takasında, kriz arabuluculuğunda rol oynadı. Aynı kapasite Ortadoğu için de kullanılmalı.
Silahların konuştuğu yerde herkes bağırır.
Ama aklı olan devlet fısıldayarak sonuç alır.
Türkiye'nin rolü, yangına odun taşımak değil, yangını söndürebilecek az sayıdaki aktörden biri olmaktır.
- Ekonomik kalkan oluşturmak
Bölgesel savaşların ilk vurduğu yer cephe değil pazardır.
Enerji fiyatları, enflasyon, finans kanalları…
Türkiye'nin dış politikası kadar ekonomik dayanıklılığı da güçlendirilmeli. Stratejik enerji depolaması, ticaret çeşitliliği, finansal savunma hatları… Bunlar artık güvenlik meselesidir.
-İslam dünyasının sessizliği ve Türkiye'nin sorumluluğu
Bugün İslam dünyasında ciddi bir liderlik boşluğu var. Tepkiler var ama birlik yok.
Türkiye burada duygusal refleksle değil kurumsal diplomasiyle öncülük edebilir.
Ancak şu unutulmamalı:
Sadece sert açıklama yapmak liderlik değildir.
Sonuç üreten politika liderliktir.
Türkiye'nin yolu denge siyasetidir
Türkiye için en doğru yol:
Savaşa taraf olmamak
Egemenlik çizgisini net tutmak
Diplomatik arabuluculuğu güçlendirmek
Ekonomik kırılganlığı azaltmak
İç cepheyi sağlam tutmak
Unutmayalım:
Dış politika hamasetle değil soğukkanlılıkla yürür.
Bu coğrafyada güçlü olmak, yüksek sesle konuşmak değil, doğru zamanda doğru hamleyi yapabilmektir.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey öfke değil;
soğukkanlı, kararlı ve stratejik bir devlet aklıdır.
LEYLA YILDIZ ATAHAN