Selamün aleyküm Saim ağabey…
Biz seni ticaretin kaptanı bildik, meğer telefon santralinin nöbetçi memuruymuşsun.
Şimdi yanlış anlaşılmasın, çağrı merkezi de iştir, ekmektir. Lakin sanayi sitesine kurulan çağrı merkezi, yaylaya akvaryum koymaya benziyor. Balık var ama koyun yok, çark var ama çekiç yok.
Erzurum'da gençler işsizlikten kırılıyor. Ceplerinde çay içecek para yok. Gerçi işsiz babanın cebinde yoksa evladın cebine nereden düşsün? Evde ekonomi öyle bir halde ki, "baba iş buldum" cümlesi masalda kalmış.
Sen TOG yönetimindesin diye mi konuşamıyorsun?
Ne ağzını açıyorsun ne gözünü yumuyorsun; orta karar bir sessizlik…
Erzurum sanayi beklerken biz "alo" demekle meşgulüz.
Sayın Başkan, bir şehrin ticaret odası başkanı;
— Fabrika bacası tüttürür,
— Üretim bandı döndürür,
— Yatırımcıyı kapıdan içeri sokar.
Seninki biraz "görüntü var, içerik yok" filmi gibi.
Sanayi sitesine çağrı merkezi kurup övünmek, tandıra simit atıp kebap yaptım demeye benziyor.
Erzurum üretim bekliyor başkanım.
Gençler masa başında kulaklık takmak değil, alın teriyle fabrika kapısından girmek istiyor.
Şehrin ticaretini temsil eden makam; vitrin süsü değil, lokomotif olmalı.
Şimdi sormak farz oldu:
Bir şehrin ticaret odası başkanı, ticareti büyütmeyecekse neyi büyütecek?
Gençlerin umudu Excel dosyasına mı sığacak?
Yatırım raporları raf süsü mü olacak?
Erzurum'un kaderi "alo" tuşuna basılı kalmamalı başkanım.
Bu şehir çağrı değil, üretim bekliyor.
Sanayi bekliyor.
İş bekliyor.
Bizimkisi düşmanlık değil;
"Dost acı söyler" misali.
Yoksa Erzurumlu der ki:
"Telefon çaldı da fabrika mı kuruldu?"
Top sende başkanım.
Santral mi kuracağız, sanayi mi?
Hele bir dile gel söyle.
YAŞAR ARAS