Baharın gelişi…
Toprağın uyanışı…
Türk’ün demir dağı eritip özgürlüğe yürüdüğü efsanenin adıdır Nevruz.
Yüzyıllardır bu topraklarda umutla, kardeşlikle, dirilişle kutlanan bir bayram…
Ama bugün bakıyoruz; Nevruz’un ruhu değil, provokasyonun gölgesi meydanlarda dolaşıyor.
Bayramın coşkusu değil, siyasi hesapların soğuk yüzü pankartlara yansıyor.
Soruyorum:
Nevruz’u kutlamak mı istiyorsunuz, yoksa terörün gölgesinde siyaset mi yapıyorsunuz?
Türk milletinin ortak kültürel mirasını sahiplenmiş gibi görünürken, meydanlarda terör örgütü PKK’nın lehine sloganlar atıyorsunuz.
Nevruz’un ateşi yakılıyor, ama o ateşin etrafında kardeşlik değil; terör örgütü PKK’nın ölüm timlerinin resimlerini açıyorsunuz.
Bayramın coşkusu, siyasi şovların gölgesinde boğuluyor.
O zaman sormak gerekmiyormu?
Bu bayram mı, yoksa planlı bir provokasyon mu?
Bu nasıl bir çelişkidir? Bu nasıl bir “barış” söylemidir?
Nevruz; ayrıştırmanın değil, birleştirmenin günüdür.
Nevruz; silahın değil, kültürün simgesidir.
Nevruz; propaganda alanı değildir.
Nevruz, terör örgütünün değil, halk kardeşliğinin bayramıdır.
Bunu bildiğiniz halde neden siyasi bir şova dönüştürüyorsunuz?
Hem de toplumsal barışı sabote eden bir şova.
Bir siyasi parti, halkın ortak değerini kutlarken, o değeri tartışmalı hale getirecek sembolleri bilerek taşıyorsa, bu masumiyet değildir.
Bu, bilerek ve isteyerek toplumun sinir uçlarına dokunmaktır.
Bayramı siyasete alet etmek yetmezmiş gibi, terörle ilişkilendirilen figürleri öne çıkarmak, Nevruz’un ruhuna yapılmış en büyük saygısızlıktır.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Nevruz Türk’ün bayramıdır.
Nevruz bu milletin ortak hafızasıdır.
Nevruz hiçbir örgütün propaganda alanı değildir.
Birileri bu gerçeği kabullenmek istemese de, bu topraklarda Nevruz’un anlamı; birliktir, diriliştir, özgürlüktür.
Özgürlük; başkalarının huzurunu tehdit eden sloganlarla değil, ortak değerleri koruyarak yaşatılır.
Siyasi kazanç uğruna bayramı gerilim alanına çevirmek, topluma değil, sadece ayrışmaya hizmet eder.
Ve bu sorunun cevabı hâlâ ortada duruyor:
Bayram kutluyorsanız neden pankartlar?
Kardeşlik diyorsanız neden ayrıştırıcı dil?
Barış diyorsanız neden terör gölgesi?
Nevruz’un ateşi demir dağı eritmek içindir; toplumu yakmak için değil.
Ama asıl mesele sadece bu provokasyonu yapanlar değil…
Asıl mesele, buna göz yumanlardır.
Evet, açıkça söyleyelim:
Bu görüntüler karşısında susanlar da sorumludur.
Sessizlik, bu provokasyonun ortağıdır.
Neredesiniz?
Bu ülkenin ortak değerine yapılan bu gölgeye neden tek kelime etmiyorsunuz?
Siyasi hesaplarınız mı ağır basıyor?
Yoksa gerilimden beslenen bu tiyatro işinize mi geliyor?
Bayramı provoke edenler kadar, bu provokasyona sessiz kalanlar da toplumsal huzura zarar veriyor.
Bir bayramın terör gölgesine sokulmasına susmak;
Bir kültürün siyasete alet edilmesine susmak;
Bir milletin ortak değerinin tartışmaya açılmasına susmak…
Bu sadece pasiflik değildir. Bu, sorumluluktan kaçmaktır.
Nevruz bu milletindir.
Nevruz hiçbir örgütün propaganda alanı değildir.
Nevruz üzerinden gerilim üretmek de, buna göz yummak da aynı derecede yanlıştır.
Bugün pankart açanlar kadar, o pankartlara ses çıkarmayanlar da aynaya bakmalıdır.
Çünkü bu millet her şeyi görür. Kim bayramı koruyor, kim bayramı siyasete alet ediyor; kim konuşuyor, kim susuyor…
Nevruz’un ateşi demiri eritmek içindir.
Toplumu bölmek için değil.
Ve unutulmasın:
Provokasyon yapan kadar, provokasyona susan da bu ayrışmanın sorumlusudur.
LEYLA YILDIZ ATAHAN



