BU ŞEHİR DE ATATÜRK DE YALNIZ DEĞİLDİR, CUMHURİYETTE.
“Esaretten Hürriyet’e Erzurum”
14 Mart 2026 17:28
SON GÜNCELLEME: 14 Mart 2026 17:30
BU ŞEHİR DE ATATÜRK DE YALNIZ DEĞİLDİR, CUMHURİYETTE.

Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümünde düzenlenen “Esaretten Hürriyet’e Erzurum” söyleşisi,

bu kadim şehrin hafızasının hâlâ diri olduğunu bir kez daha gösterdi.

Erzurum Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından gerçekleştirilen bu anlamlı buluşma,

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu topraklarda yalnızca bir tarih sayfası değil,

bir vicdan ve bir duruş olduğunu yeniden hatırlattı.

Belgelerle anlatılan tarih, yüreklerde yeniden canlanırken salondan yükselen duygu tek bir gerçeği

sessiz ama güçlü bir şekilde ilan ediyordu: Bu şehirde Atatürk de sahipsiz değildir, Cumhuriyet de…

İşte tamda bu yüzden bazı geceler vardır; takvimde yalnızca bir tarih gibi durur, ama hakikatte bir milletin hafızasını yeniden ayağa kaldırır.

Bazı salonlar vardır; dört duvar sanılır, oysa içine girildiğinde bir şehrin vicdanı konuşmaya başlar.

Ve bazı insanlar vardır; kalabalığın içinde sessiz görünürler ama aslında bir medeniyetin omurgasını taşırlar.

Dün gece Erzurum’da olan tam da buydu.

Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümünde gerçekleştirilen “Esaretten Hürriyet’e Erzurum” söyleşisi, sıradan bir anma programı değildi. 

Bu gece, unutturulmak istenenin hatırlanışı, üstü örtülmek istenenin yeniden ayağa kalkışı, sesi kısılmak istenen bir tarih şuurunun bir kez daha gür bir sesle haykırılışıydı.

Çünkü mesele yalnızca Erzurum’un kurtuluşunu konuşmak değildi. Mesele, o kurtuluş ruhunun bugün hâlâ bu şehirde yaşayıp yaşamadığını görmekti. Ve görüldü ki yaşıyor. 

Hem de bütün vakarını, bütün asaleti ve bütün direncini koruyarak yaşıyor.

Uzun zamandır bu memlekette bazı çevreler, Atatürk’ü yalnızca resmi törenlerin soğuk cümlelerine hapsetmek, Cumhuriyet’i ise duvarlarda asılı bir fotoğrafa indirgemek istedi.

Onlar sandılar ki anmayı azaltırlarsa bağlılık da azalır.

Sandılar ki unutturmaya çalıştıkça milletin hafızası zayıflar.

Sandılar ki sessizlik, teslimiyet doğurur.

Oysa anlamadıkları bir şey vardı:

Atatürk, bu milletin hafızasında yalnızca bir isim değildir; bir istikamet, bir haysiyet, bir diriliş iradesidir.

Ve Erzurum, bu iradenin en güçlü şehirlerinden biridir.

12 Mart gecesi  bunun ispatı yapıldı. Hem de tumturaklı sloganlarla değil; bilgiyle, belgeyle, vakar ile, sadakat ile yapıldı.

Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yavuz Arslan’ın sunumu, dinleyenleri sadece 1918’lere götürmedi; aynı zamanda bugünün ruhsuzluğuyla dünün fedakârlığı arasındaki mesafeyi de gösterdi. 

O belgeler açıldıkça yalnız arşivler değil, yürekler de açıldı. Tarih konuştu. Erzurum konuştu. Milli mücadele konuştu.

Ve insan bir kez daha anladı ki bu topraklar masa başında kurulmuş bir coğrafya değil; kanla, imanla, ferasetle ve iradeyle korunmuş bir vatandır.

İşte bu yüzden böyle geceler sadece bilgi vermez; insanın içini de yoklar.

Kimin neye bağlı olduğunu, kimin hangi kökten beslendiğini, kimin tarihe omuz verdiğini, kimin ise sadece günü kurtarmaya çalıştığını gösterir.

Dil yüreğe, yürek dile karıştı o gece.

Çünkü bazı isimler söylenirken insanın sesi değişir.

Bazı liderler anılırken insan sadece konuşmaz; içinden bir şey kalkar, boğazına düğümlenir, gözlerine yürür.

“Mustafa Kemal” demek bazen yalnızca bir ismi telaffuz etmek değildir; esarete başkaldırıyı, haysiyetle yaşamayı, milletine rağmen değil milletin bağrından konuşmayı hatırlamaktır.

Bu yüzden kaç kere “Mustafa”, kaç kere “Kemalim” dendi, bunu saymak mümkün değildir. 

Çünkü o gece sayı değil duygu konuştu, protokol değil vefa konuştu.

Gecede Erzurum’un tanınmış simalarının bulunması da ayrıca çok anlamlıydı. 

Çünkü bir şehrin gerçek karakteri, resmi açıklamalarda değil; hangi değerlere hangi zamanlarda sahip çıktığında ortaya çıkar.

O salonda bulunan herkes, belki farkında olarak belki olmayarak, çok önemli bir cümleyi sessizce kurmuş oldu:

Bu şehirde Atatürk de sahipsiz değildir, Cumhuriyet de.

Bu, basit bir katılım meselesi değildir.

Bu, tarafını belli etme meselesidir.

Bu, hafızanın yanında mı, unutuşun yanında mı durduğunu gösterme meselesidir.

Bu, kökü olanla savrulan arasındaki farktır.

Çünkü bugün Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Erzurum’da da görünmeyen bir mücadele yaşanıyor.

Bu mücadele sokakta afişlerle değil, zihinlerde ve hafızalarda veriliyor.

Bir tarafta Cumhuriyet’i bir medeniyet atılımı olarak görenler var.

Öbür tarafta onu eksiltmeye, etkisizleştirmeye, genç kuşakların gözünde sıradanlaştırmaya çalışanlar.

Bir tarafta Atatürk’ü tarih yapan bir önder olarak kavrayanlar var.

Öbür tarafta onu yalnızca işine geldiği kadar ananlar.

İşte Erzurum’un görünmeyen yüzü, tam burada ortaya çıkıyor.

Bu şehir sadece soğuğu, taş binaları, dadaşlığı ve sert mizacıyla bilinmez.

Bu şehrin bir de derinlerde atan bir Cumhuriyet kalbi vardır.

Görünmeyen ama vazgeçmeyen, bağırmayan ama unutmayan, geri çekilmeyen ama gösterişe de ihtiyaç duymayan bir yüzü vardır.

O yüz, dün gece salondaydı.

O yüz, alkışlarda vardı.

O yüz, anlatılan belgelerde, anılan isimlerde, duyulan saygıda vardı.

 Atatürkçü Düşünce Derneği Erzurum Şube Başkanı Sayın Fehmi Bedir ve yönetimi de yalnızca bir program düzenlemedi. 

Onlar, bu şehrin üstü örtülmeye çalışılan vicdanını görünür kıldılar. Erzurum’un görünmeyen yüzünü gün yüzüne çıkardılar.

Ve bunu yaparken kimseye yaranmaya çalışmadan, kimsenin gölgesine sığınmadan, Cumhuriyet’in onurlu çizgisinde dimdik durarak yaptılar.

Aynı şekilde bu geceye ev sahipliği yapan, Erzurum esnafının yüz akı olan Adnan Atay ve Eda Atalay çifti de ayrıca takdiri fazlasıyla hak etti. 

Çünkü bazı insanlar sadece mekân açmaz; gönül açar, hafıza açar, vefa için yer açar.

Böylesi zamanlarda kimin ticaret yaptığıyla kimin memleket ruhuna omuz verdiği birbirinden ayrılır. 

Onlar ikinci yolu seçtiler. Bu yüzden yaptıkları ev sahipliği, kuru bir organizasyon desteği değil; bir kültür ve vefa hizmetidir.

Bugün en büyük meselelerden biri şudur:

İnsanlar artık hakikati değil, gürültüyü büyütüyor.

Samimiyeti değil, gösteriyi alkışlıyor.

Derinliği değil, parıltıyı kutsuyor.

Hal böyle olunca gerçek değerler çoğu zaman görünmez hale geliyor.

Ama dün gece bize şunu hatırlattı:

Bir şehrin gerçek değeri, vitrininde değil vicdanında saklıdır.

Erzurum’un görünmeyen yüzü de tam olarak budur.

Gösterişsiz ama köklü, sessiz ama sarsılmaz, mütevazı ama vakur bir Cumhuriyet bağlılığı…

Bu yüzden dünkü gece, sadece geçmişe dönük bir anma değil; geleceğe bırakılmış bir işaretti.

Bir uyarıydı.

Bir hatırlatmaydı.

Bir duruştu.

Ve o duruş şunu söyledi:

Atatürk’ü unutturmaya çalışanlar boşuna yoruluyor.

Cumhuriyet’i bu toprakların ruhundan söküp atabileceklerini sananlar beyhude kürek çekiyor.

Çünkü bir milletin hafızası, birkaç cılız niyetle silinmez.

Çünkü Erzurum hâlâ hatırlıyor.

Çünkü bu şehir, gerektiğinde yine aynı kararlılıkla ayağa kalkacak bir ruha sahip.

Dün gece bir kez daha gördük ki;

Erzurum’un görünen yüzü kadar bir de görünmeyen, ama asıl kıymetli olan yüzü var.

O yüz; vefadır.

O yüz; tarih şuurudur.

O yüz; Cumhuriyet ahlakıdır.

O yüz; Mustafa Kemal’e duyulan sarsılmaz saygıdır.

Ve o yüz hâlâ dimdik ayaktadır.

LEYLA YILDIZ ATAHAN

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 25 19 2 4 41 61
2.FENERBAHÇE A.Ş. 25 16 0 9 32 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 25 16 3 6 22 54
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 25 13 5 7 15 46
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 25 12 7 6 17 42
6.GÖZTEPE A.Ş. 25 11 5 9 10 42
7.KOCAELİSPOR 25 9 10 6 -3 33
8.SAMSUNSPOR A.Ş. 25 7 7 11 -3 32
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 25 7 9 9 -3 30
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 25 7 9 9 -10 30
11.CORENDON ALANYASPOR 25 5 8 12 -4 27
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 25 6 12 7 -6 25
13.TÜMOSAN KONYASPOR 25 5 11 9 -10 24
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 25 6 13 6 -15 24
15.İKAS EYÜPSPOR 25 5 13 7 -17 22
16.KASIMPAŞA A.Ş. 25 4 12 9 -15 21
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 25 3 11 11 -27 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 25 3 17 5 -24 14