Nevruz; bu topraklarda baharın, yeniden doğuşun, kardeşliğin ve umutların sembolüdür.
Ancak ne yazık ki bazı çevreler, bu kadim kültürel geleneği siyasi provokasyonların ve hukuka meydan okuyan çağrıların aracı hâline getirmeye çalışmaktadır.
Demokrat Parti Genel Başkanı Başdanışmanı Avukat Ebubekir Elmalı, DEM Parti tarafından Erzurum şehir merkezinde yapılacağı duyurulan Nevruz kutlamalarına ilişkin yaptığı açıklamada son derece net ve sert bir duruş ortaya koydu. Elmalı, yapılan çağrılarda terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın “fiziki özgürlüğü” yönünde slogan ve ifadelerin yer almasının açık bir suç teşkil ettiğini vurguladı.
Elmalı’nın ifadeleri yalnızca siyasi bir eleştiri değil, aynı zamanda hukukun açık hükümlerine dayanan ciddi bir uyarıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yürürlükteki mevzuatı bu konuda son derece açıktır.
Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu, terör örgütünü veya örgüt liderini öven, meşrulaştıran ya da propagandasını yapan her türlü eylemi suç olarak tanımlar. Bu nedenle bir etkinlikte, bir meydanda ya da bir organizasyon çağrısında terör örgütü liderinin özgürlüğünü talep eden ifadeler kullanılması sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda hukuki sorumluluk doğuran bir eylemdir.
Avukat Ebubekir Elmalı, yaptığı değerlendirmede şu sert ifadeleri kullandı:
“Bir terör örgütü liderinin özgürlüğünü talep etmek, hele ki bunu toplumsal bir etkinliğin parçası hâline getirmek, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu açısından açıkça suçtur. Bu, yalnızca hukuka değil; aynı zamanda şehitlerimizin hatırasına, milletimizin vicdanına ve devletimizin birliğine karşı yapılmış ağır bir saygısızlıktır. Bu durum asla kabul edilebilir değildir.”
Elmalı’ya göre mesele sadece bir siyasi tartışma değildir.
Bu mesele hukuk devletinin sınırlarının korunması meselesidir.
Bir ülkenin demokrasisi; terörle arasına kalın ve net bir çizgi çekebildiği ölçüde güçlüdür.
Terör örgütleriyle arasına mesafe koyamayan, hatta zaman zaman onların söylemini kamusal alanlara taşıyan anlayışlar; demokrasiye değil, kaosa hizmet eder.
Ben de bir gazeteci ve bu ülkenin vicdan sahibi bir vatandaşı olarak aynı soruyu sormak zorundayım:
Bir şehrin meydanında, bu milletin evlatlarının kanına bulaşmış bir terör örgütünün lideri için özgürlük çağrısı yapılmasına nasıl göz yumulabilir?
Erzurum, sıradan bir şehir değildir.
Erzurum; Kurtuluş Mücadelesi’nin ruhunu taşıyan, bağımsızlık ateşinin yakıldığı, vatan söz konusu olduğunda geri adım atmayan bir şehirdir.
Bu şehirde Nevruz adı altında terör propagandasına zemin hazırlanması, sadece hukuki değil aynı zamanda tarihsel ve ahlaki bir saygısızlıktır.
Nevruz’un ruhu; birliktir, kardeşliktir, barıştır.
Terörün ve ayrılıkçı propagandanın Nevruz’la yan yana getirilmesi, bu kadim geleneğin anlamını da kirletmektedir.
Hukuk devleti; suç işlendikten sonra değil, suçun oluşmasına zemin hazırlayan girişimlere karşı da kararlı duruş sergilemek zorundadır.
Devletin kurumları ve yargı mekanizması bu konuda gereken hassasiyeti göstermelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir etkinlik meselesi değildir.
Mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk düzenine meydan okunup okunamayacağı meselesidir.
Ama Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.
Bu devlet, kendi yasalarını çiğnetmeyecek kadar güçlüdür.
LEYLA YILDIZ ATAHAN



