Açıklamasında MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "Bu dönemde erken seçim mümkün değildir; doğru da değildir. Türkiye'nin çevresi ateş çemberidir. İstikrarı korumak önemlidir" şeklindeki sözlerine "Sayın Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliği dayanamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak" diyerek yanıt verdi.
Kendisi bir üçlü koalisyondaydı ve çok zorlukları olan bir koalisyondu. Deprem geçmişti ve büyük bir ekonomik kriz, çok katı önlemlerle aşılmaya çalışılıyordu. Hükümetinin en zor olduğu dönemde ve ondan sonra yaşanacak her gün biraz daha ekonomik tedbirlerin sonuç vermeye başlayacağı, vatandaşın rahat edeceği ve hükümete tepkinin azalacağı bir süreçte en dipteyken, ülkeyi erken seçime götürdü.
Adalet ve Kalkınma Partisi kendilerinin dahi hayal edemeyeceği bir sonuç alarak, iktidarı oluşturan üç partinin de baraj altı kalmasıyla, Türkiye'nin en köklü partilerinin baraj altı kalmasıyla, sadece iki partinin barajı geçebildiği noktada, kuruluşunun üzerinden 13-14 ay geçtikten sonra tek başına iktidarı yakaladı. O gün, Sayın Bahçeli'nin bıraktığı gün en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altındı, bugün 2 çeyrek altın. Aradaki 6 çeyrek altın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarlarının eseri olarak emeklinin cebinden uçup gitti. Bir emekli değil, her emekli; bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın; bir kere değil, her ay kaybediyorlar. Bu süreci Sayın Bahçeli'nin erken seçim çağrısı başlattı.
Şimdi Sayın Bahçeli, milletin bu iktidardan en rahatsız olduğu, ekonomik krizin en yüksek noktada olduğu, milletin şikayetlerinin en fazla olduğu, yoksulluğun, işsizliğin, güvencesizliğin dayanılamaz bir noktaya geldiği yerde bu sefer erken seçime kapıyı kapatıyor. Erken seçime bugün kapıyı aralasa emekli kurtulacak, asgari ücretli kurtulacak, çiftçi kurtulacak, esnaf kurtulacak, memur kurtulacak. Ama kendisi iktidardayken en avantajlı zamanda AK Parti'ye erken seçim kapısını aralayan AK Parti için en dezavantajlı noktada erken seçime kapıyı kapatıyor.
Sayın Bahçeli, biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta. O gün öyle davranan bugün böyle davranıyorsa, emekliye bir büyüklük yapmayacağınız belliymiş zaten...
Geçtiğimiz haftalarda her şeye rağmen dedik ki Sayın Bahçeli'ye, zaten Yeni Yol grubunu oluşturan üç parti; Gelecek, Deva ve Saadet Partisi ile İYİ Parti, DEM Parti ve CHP bu ücrete 'sefalet ücreti' diyor. Ama bizim toplamımız 300'ü geçmiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi 275. 47 de Milliyetçi Hareket Partisi ile 322 milletvekili var. Her şeye 'hayır' diyorlar. Devlet Bey, 47 milletvekiliyle sefalet ücretinden kurtarmaya karar verse, biz azınlıktayız ama emekli çoğunluğa geçiyordu. Dedik ki 'Devlet Bey'in sözünün arkasında dururlarsa bu işten kurtuluruz.'
Devlet Bey bunu iktidarla, ittifak ortağı ile arasına nifak sokma olarak söyledi. Bu kadar hakaret etti bize; bir paragraf. Döndü ta Ekrem Başkan'a uydurulan ve ispatlanamayan tüm suçlamaları gerçekmiş gibi söyleyerek, dünya kadar hakaret etti hepimize. Sonunda 'Bu oyunlara gelmem' dedi. Ben yine de oylamadan önce olduğu için dedim ki 'Devlet Bey büyüğümüzdür. O zaman bir büyüklük yapsın. O bizim önergeyi desteklemeyecekmiş.
Kendi önergesini kendisi versin.' Ne yaptı Devlet Bey? O önergeyi de vermedi. Sefalet ücretine oy verdiler. Şimdi de gelmiş, 'Efendim o tuzaklara düşmezmiş.' Biz Devlet Bey'e 'Sen tuzağa düş, düşme' demiyoruz ki. Ama 'Emekliyi düştüğü yerden gel birlikte kaldıralım' diyoruz."