Tarihçi yazar Turgut Özakman’ın sözüyle "Çanakkale başarısı, sadece bir askerî zafer değil, Türk milletinin dirilişinin başlangıcıdır" Aslında Kurtuluş Savaşımızın öncülü de Çanakkale savaşları oldu ve orada, Atatürk tarihe yani milletin kaderine yöne verdi… Böylece Kurtuluş Savaşı'ndaki liderliğinin de temelini attı.
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü… Türk milletinin emperyalizme diz çökmediği, bağımsızlık için başkaldırdığı ve “Türklerin istilacılara asla boyun eğmeyeceğini” bütün dünyaya gösterdiği savaşın yıl dönümü… Esas olarak İngiltere ve Fransa’yla savaştık… 200 binin üzerinde şehit verdik.
Bu konuda derin araştırmalar yapmış, “Diriliş: Çanakkale 1915” ve “Şu Çılgın Türkler” kitabının yazarı Turgut Özakman, bu savaşın tarihsel yeriyle birlikte Atatürk’ün orada oynadığı rolün önemini analiz eden tarihçi bir isim. Anlatımlarını gerçek belgelere, harp raporlarına ve tanıklıklara dayandırdı. Atatürk'ün rolünü abartılı bir kahramanlık hikâyesi olarak değil, soğukkanlı bir komutanın bilimsel ve insani yaklaşımı çerçevesinde ele aldı.
YALNIZCA ASKERİ ZAFER DEĞİL…
Özakman, Çanakkale başarısını sadece bir askerî zafer değil, Türk milletinin dirilişinin başlangıcı olarak yorumladı. "Çanakkale'de, üstün kuvvetlere ve ateş gücüne karşı bir avuç Mehmetçik ve başlarında Mustafa Kemal vardı. Orada gösterdiği komutanlık dehası ve kahramanlık olmasaydı, bu destan yazılamazdı." tespitini yaptı.
KRİTİK ANLARDA LİDERLİK VE KARARLILIK
Özakman, Atatürk'ün 25 Nisan 1915 Arıburnu çıkarması sırasındaki müdahalesini, savaşın dönüm noktası olarak saptadı. Mustafa Kemal Atatürk’ün, emir beklemeden inisiyatif alarak 57. Alay'ı cepheye sürmesine dikkat çekti. Askerlerine tarihe geçen "Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" sözünü söylemesini, onun liderlik cesaretini ve sorumluluk bilinci gösterdi. 57. Alay'ın neredeyse tamamının şehit olmasına rağmen, Atatürk'ün direnişi sürdürmekteki kararlılığı, Türk ordusunun "ölümüne direnme" ruhunu simgeledi. Bu hamle, İtilaf kuvvetlerinin ilerleyişini durdurdu ve Çanakkale direnişinin ruhunu şekillendirdi.
ASKERÎ DEHA VE STRATEJİK ÖNGÖRÜ
Yazar Özakman, Conkbayırı ve Anafartalar muharebelerinde, Atatürk'ün düşmanın zayıf noktalarını sezme yeteneğini önemle vurguladı. Özellikle 9-10 Ağustos 1915 tarihlerindeki Anafartalar Zaferi'nde, askerlerini gece taarruzu için organize ederek sürpriz bir saldırı düzenlemesi, onun stratejik zekâsının bir kanıtı olarak aktardı.
Turgut Özakman, Atatürk'ün "Savaş alanını bir satranç tahtası gibi okuması" ve risk alabilme cesaretini, zaferin anahtarı olarak yorumladı.
ÇANAKKALE VATAN SAVUNMASI VE DEVAMI
Özakman’ın da vurguladığı gibi Çanakkale Savaşı, Türk milletimin emperyalistlere karşı vatan savaşının başlangıcıdır. Kurtuluş Savaşımız da aynı düşmana karşı verilmiştir, dolayısıyla bu savaşların devamıdır. Atatürk'ü Çanakkale Savaşı'nda sembol bir asker olarak kahramanlaştı, buradaki önderliği ve başarısı Kurtuluş Savaşı’nın lideri olmasına zemin hazırladı.
Ayrıca, Atatürk'ün 1934'te savaştığımız ülkelerin Çanakkale’de ölen askerlerine hitaben "Onlar, bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır" sözleri onun insanlık barışına verdiği önemi gösterdi.