ARAS HABER AJANSI


Erkan Furkanoğlu


Her Şey Zamanla Değişir, Ancak Allah ile Güzelleşir

Değişmiyor zannedilen şeyler bile biz farkında olmasak veya olamazsak da değişmeye devam eder. Kâinatın sahibi olan Rahman Allah’ın bir ismi de el-Hallak’tır. Her an yeni bir iş, oluş, durum, maddi veya manevi bir şey yaratıp halk edendir Rabbimiz.


Her Şey Zamanla Değişir, Ancak Allah ile Güzelleşir.
 

Aziz dostlarım el Hayy olan Allah hayatın her türlü haliyle imtihan edebiliyor.
 

Hayatın akışı içinde her şey değişti, değişecek değişir.
Değişmiyor zannedilen şeyler bile biz farkında olmasak veya olamazsak da değişmeye devam eder.
Kâinatın sahibi olan Rahman Allah’ın bir ismi de el-Hallak’tır. Her an yeni bir iş, oluş, durum, maddi veya manevi bir şey yaratıp halk edendir Rabbimiz.  
 

Devrimci filozof Heraklitos değişimin önemini
"Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz" sözleri ile altını çizmiştir. Bu felsefi cümle hayatımızın sürekli bir değişim ve akış içerisinde olduğunu, aslında hiçbir şeyin sabit kalmadığını, her şeyin her an sürekli olarak değiştiğinin çok bilinen bir ifadesidir.
“Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” ifadesi de tam olarak bu akışı ve değişimi anlatmak için kullandığı metafordur.
Büyük ve eşsiz İslam Medeniyeti’mizin kurucu ve ana unsuru olan Kur’an-ı Kerim’de Âlemlerin Rabbi Allah şöyle buyurur:
 

Asra (mübarek dönemlere ve zaman dilimlerine ve özellikle sayılı ömür sermayesine) yemin olsun ki;
İnsan gerçekten- zarar, ziyan, hüsran içindedir. 
Bu hüsrandan ancak:
Allah’a inanıp güvenenler,
İyi, doğru, güzel, faydalı, hayırlı işler yapanlar,
Bunları yaparken de birbirlerine hakkı tavsiye edenler,
Ve sabırla direnip tavsiye edenler müstesna olacaktır hüsrandan. Asr Suresi 1-3. Ayetler.
  

Kendimiz için, sevdiklerimiz için, iletişim halinde olduğumuz ve olabileceğimiz herkes için  ve en önemlisi bizi ve her zerremizi yaratıp yaşatan ve bize emanet olarak veren Rabbimiz Allah’ın rızasını kazanmak için zamanın, ânın mahkumu olmayalım.
Unutmayalım ki Kâinatın sahibi olan Rahman Allah’ın bir ismi de el-Hallak’tır. Her an yeni bir iş, oluş, durum, maddi veya manevi bir şey yaratıp halk edendir.
 

Bilip içselleştirelim ki:
Üzüntüler geçer, 
Sevinçler çoğalır,
Zorluklar hafifler,
Gönüller ferahlar.
 

Ancak bu değişimlerin tamamı Allah’ın rızası ve yardımıyla güzelleşir.
 

İnsan, samimiyet, tevazu, sabır ve tevekkülle değişimi lehine çevirebilir.
Yeter ki insan inansın, istesin ve gayret etsin.
Hayattaki varlığının anlam ver amacını unutup köreltmesin.
Yeter ki Allemlerin Rabbi Allah’ı gereği gibi tanısın, bilsin, inanıp güvensin.
 

Hayatının kontrolünü başka kişilere, başka şeylere bırakıp teslim etmesin.
Yeter ki:
Bismillahir Rahmanir Rahim deyip yeninden başlasın.
Velev ki binlerce defa hata yapsa, 
Binlerce kez düşse,
Binlerce kez kaybetse bile hep yeniden aşk Allah’a tevekkül edip iyi olma mücadelesine devam etsin vesselam…
 

Ümitvar olup karamsarlığı bitirmek yeniden için gayret eden, seçkin ve selim akıl sahibi olan, kötülüklerden sakınarak iyilikler yapan ve iyiliğin hâkimiyeti için gayret eden aziz insanlara selam, dua ve muhabbetlerimle…

A.Erkan FURKANOĞLU 
21.11.2025 /İzmir / 00.33

Yorum Ekle

Yorumlar (1)
Emrah BAKAÇ
31.12.2025
"Risale-i Nur" adı altında milyonlar nüshası, dâhil ve hâriçte intişar eden eserlerine ve milyonları aşan talebelerine ve onu alkışlayan, davasını tasdik, hizmetini takdir eden ehl-i akıl ve ehl-i ilmin binler beyanatlarına geniş ve hakikatlı bir dürbün ile birden bak; göreceksin ki: Allah'a abd ve Hazret-i Peygambere ümmet olarak Kur'an ve iman hizmetinde bulunmanın, nur-u imanı âfak-ı cihana izn-i İlahî ile ilân etmenin eşsiz bir numunesini gösteren, a'zamî ihlas ve fedakârlığı ile, âlem kadar geniş, güneşler gibi parlak imanı ile ve şimşekler gibi çakan zekâ ve feraseti, ilim ve tefekkürü ile gönülleri cezbelendiren Kur'anın nuru ile akıllara istikamet ve nur, ruhlara inkişaf ve terakki, hayata hayat ve saadet veren bu zât-ı ekmel, Kur'anın hakaikına ma'kes Risale-i Nur'un manevî şahsiyeti haysiyeti ile asrımıza şeref veriyor, zamana değer verdiriyor diye kat'î olarak anlayacaksın. Bütün bunları teemmül ve tefekkür ettikten sonra, o zâtın doğruluğunda, davasının hakkaniyetinde bir şek ve şübhe ihtimali olabilir mi? Kaldı ki, onun dava ettiği hakikat; bin dört yüz sene evvel âlem-i beşeriyete arş-ı rahmetten nüzul eden mukaddes İslâmiyet güneşinin tâ kendisi olup, ona hizmet ve insanlığa dünyevî ve uhrevî saadetler bahşeden nurunu yaymaktan ibarettir. B.Cevab Veriyor - 7